“Mobilya Dede” Turhan Usta’nın Gençlere Örnek Olacak Yaşam ve Çalışma Azmi…

Modoko’nun avangard mobilya skalasında ismini hem ülkemizde, hem de uluslararası platformda başarı ile duyuran Ambiance Mobilya’nın ikinci kuşağı Turhan Yanıkçıoğlu 79 yaşında ve hala atölyesinde aktif olarak çalışıyor.

“Mobilya Dede” Turhan Usta’nın Gençlere Örnek Olacak Yaşam ve Çalışma Azmi…

Modoko’nun avangard mobilya skalasında ismini hem ülkemizde, hem de uluslararası platformda başarı ile duyuran Ambiance Mobilya’nın ikinci kuşağı Turhan Yanıkçıoğlu 79 yaşında ve hala atölyesinde aktif olarak çalışıyor. Turhan Ustayı görünce aklıma ilk gelen “Mobilya Dede” tanımı oldu. Bana bunu hiç düşünmeden söyleten kuşkusuz onun aydınlık yüzü ve işine olan aşkıydı. Mobilya atölyesinin toz bulutlu ortamına alışmışçasına sanki gül bahçesindeymiş gibi dolaşan Mobilya Dede için normal dünya sanki o atölye gibiydi. Oğlu Cüneyt Yanıkçıoğlu’nun da katkılarıyla Ambiance Mobilya’ya büyük katkıları olan ustamızı saygıya selamlıyor ve zanaatkârlığı hakkında değerli bilgileri paylaşıyoruz.
 

Turhan Ustamız 1937 İstanbul doğumlu. Mesleğe amcasının yanında Kuledibi’nde 1949 yılında başladı. O dönemki çıraklık deneyimleri ve değerli Rum Ustaların eğitimi ile mobilyacılığın bambaşka yanlarını görmeye başladı. Okul zamanlarında bu işe merak saldı ancak çıraklık süresinde çok değerli bilgiler edindi. Her büyüğümüz gibi “Eskiler çok başkaydı canım” demiyordu Turhan Usta. Gözlerinden, o dönemin tüm çalkantılarına rağmen, (6 - 7 Eylül Olayları) derinlikli ve samimi hikâyelerini zaten okumanız mümkündü. Saygıdan bahsetti Turhan Usta. Dönemin ustalarının yanında nasıl el pençe durduklarından bahsederken, “Eskiler bambaşkaydı” demesinin altında biraz da bu saygı duyulma hadisesi yatıyordu. Kimsenin birbirine saygısızlık etmediği, ustaların gözüne girmek için büyük bir özveri ile çalışıldığını anlattı bizlere.

Usta bize yeter ki kızmasın tüm derdimiz buydu.

“Ustalar işten ayrıldığında kendi kendimize işler yaratırdık ki, daha çok çalıştığımızı onlara gösterebilelim” diye. Bu cümle, Turhan ustanın cümlesi. Ne kadar da şimdiki dünyaya uzak bir anlayışın emareleri öyle değil mi?
İşine ahlaklıca sarılan, işindeki sorunu kendi sorunu gibi gören insan ve iş gücü ne kadar da azaldı. Bunun altında elbette birçok sosyo ekonomik ve hatta psikolojik faktörler var ancak iş ahlakının ne kadar derinlikli olduğunu Turhan Ustanın yaşam tarzından anlamanız zaten mümkündü.
Sürekli kendini yenileyen, sürekli yeteneğine yenilik katan bir anlayışın kuşağı ve halâ hayatta. Bu durumdan ders alınacak o kadar çok detay var ki, önemli olan bu incelikleri görebilmek sanırım.
Dönemin mobilyacılık koşullarını kendisine sorduğumuzda, makinaların azlığından ve teknolojik yetersizliklerden dem vurdu. “Kayışlı makinelerin zorlukları bir başkaydı” diyor. “Özellikle bir makinanın çalışması için iki ayrı makinenin yardımıyla ancak bir makinayı çalıştırabiliyordunuz.” Mobilyayı tasarlamadan önce karalamaya ilk başladığı projeler, Yunanlı Rum Usta Andrea’nın sayesinde olmuş ustamızın. Ülkenin tüm zorluklarına rağmen üretici olmanın ne kadar değerli olduğunu da anlamanız zor olmuyor. 


İmalat hayatına 1960 yılında başlayan Turhan Usta, 1960 senesinde askerden dönmesi ile birlikte amcasının rahatsızlığı nedeniyle tüm işleri devralmış.  Önce Kuledibi’nde çalışan usta ardından Tarlabaşı’na geçmiş. Tarlabaşı ve Kuledibi efradının o dönemki ihtiyaçlarına göre mobilyalar üreten Turhan Usta, yavaş yavaş kendini daha fazla kitlelere tanıtmaya başlamış. Atasay Kuyumculuk, gibi değerli markalar ile çalışan ustamızın hatırlayamadığı daha bir çok değerli iş var. Amcası Mehmet Yanıkçıoğlu’nun tüm birikim ve deneyimlerini kendi dünyasına farklı açılarla taşıyan değerli ustamız, bir marka yaratmamıştı o dönemlerde. Ağırlıklı piyasaya imalatçı olarak ürünler verip, mağazalaşma serüvenine 2000 yılından sonra başlayan usta, Tarlabaşı’ndan Anadolu yakasına taşınarak 1990’lı yıllardan itibaren Modoko çatısı altında değerli mobilyalar üretmeye başlıyor.


Evli ve 2 çocuk babası Turhan Usta, Modoko’nun devrim niteliği taşıdığı ilk zamanlarından beri “Kişiye Özel Mobilya” anlayışının da etkin isimlerinden biri oluyor. Ambiance Mobilya’nın hikâyesi ise aslında birçok işletmecinin gıpta ile izleyebileceği bir başarı ile taçlanıyor. Makine konusunda zorluklar yaşayan ustamız, 2010 yıllarından sonra teknolojik altyapıyı daha da güçlendirdiklerinden ve oyma makinaları ile çalıştıklarını ifade ediyor. 

Özellikle 2000 ile 2015 yılları sürecinde mobilyacılık sektörünün çok büyük yol aldığını ifade eden usta, “Türk Mobilyası yavaş yavaş hakkettiği yere geliyor” ifadelerini kullandı. 
Çalışma hayatına doktorunun da tavsiyesi asla ara vermeyen ustamız, çok yoğun çalışma şartlarında çalıştığı için asıl çalışmamanın kendisine zarar vereceğini düşünüyor. 

Zanaatin okulundan ziyade en az 3 yıl çırak olmadan bu işi öğrenilemeyeceğini düşünüyor Turhan Usta. Bundan sonraki kuşağı kendisine sorduğumuzda, oğlu Cüneyt Yanıkçıoğlu’nun, özellikle eğitim sürecini tamamladıktan sonra işleri önemli ölçüde ilerlettiğini ifade eden ustamızın gururu, yüzünden okunuyordu. Atölyenin bulutlu ortamında kendimizi bu emek yüklü atmosferde kaybetmişken, bir de üçüncü kuşak Cüneyt Yanıkçıoğlu’ndan Ambiance Mobilyayı dinledik.

1992 yılında Cüneyt Yanıkçıoğlu’nun aktif olarak devraldığı Ambiance Mobilya, fakülte ve yurt dışı eğitimlerinden sonra, baba mesleğini önce imalatçı olarak, ardından mağazalaşarak devam ettirmeye başladı. Modoko ve Masko’da olmak üzere 2 mağazası olan Ambiance Mobilya, 9 ilde bayiliği olan bir firma. Azerbaycan, Kazakistan, Dubai, Katar, Nijerya, gibi ülkelerde, standart üretilen ürünleri, bayilikler kanalı ile müşteri ile buluşturuyor. 

1992 yılındaki konjonktüre göre özellikle Türkiye’deki mobilyacılığın farklı olduğunu söyleyen Cüneyt Yanıkçıoğlu, fabrikalarla birlikte oturma odalarını kaybettiklerini, ray dolaplar ile yatak odaları taleplerinin kaybedildiğini, şu an savaşılan birimin de yemek odası ve koltuk takımları olduğunu ifade etti. Bu yapının da sadece salon mobilyası üretilmesine neden olduğunu ifade eden Cüneyt Bey, Modoko’nun AVM haliyle faaliyet göstermesini arzuluyor. 70 - 80 kişinin üzerinde işçinin istihdam edildiği Ambiance Mobilyanın, özellikle geçen zamanlar içinde 3500 metrekarelerden 6000 metrekarelere ulaşan bir sahada üretim yaptıklarının da altını özellikle çizmek istedi. 

Cüneyt Yanıkçıoğlu; “Türkiye’de çok zor bir şey yapıyoruz çünkü üretim yapıyoruz. Mobilya sektörü katma değeri tamamen yaratan bir sitemdir bu çok önemlidir. Diğer sektörlere benzemez. Bütün sistem, Türkiye’deki ham madde kaynaklarını kullanarak yol alır. Bizim yurt dışı girdimiz çok azdır. Bizim ham mademiz MDFtir ya da ağaçtır. MDF’nin plakası bugün 120 TLdir. Bugün bir yemek odasına 4-5 plaka MDF, metreküpü 1000 TL’den 1 metre ağaç gider. Bir yemek odası 1500 TL’lik bir ham madde ile siz 8000 liralık, 10000 liralık ürün oluşturursunuz. Sürekli katma değer üretir. Ciddi işçilik maliyeti biner, işçilik yoğun bir sistemdir. 1500 TL’lik ham madde üretiminde, 3000 liralık işçilik kullanırsınız. Zor bir sektördür.” İfadelerine yer verdi.

Kendisine yeni evlenecek çiftleri ya da gençlerin mobilya alışkanlığını sorduğumuzda ise, bize oldukça ilginç veriler sundu; “Biz Ambiance Mobilya olarak, Avangard ve klasik mobilya üretiyoruz. Son 3 senesine kadar evlenecek çiftlerimiz pek kalmamıştı. Fakat son üç senedir bakıyoruz ki artık evlenecek çiftlerimiz var çünkü evlerindeki modern, sıkıcı, kalıplaşmış 
modellerden çok sıkıldılar. Tüm evleri aynı buluyorlar bu yüzden avangard ve vintage ürünlere yöneliyorlar. Bu da bizi mutlu ediyor. 

Biz de Modoko’nun değerli emektarı Turhan Usta’ya daha nice uzun ömürler diliyor, oğlu Cüneyt Bey’e de verdikleri değerli bilgilerden dolayı çok teşekkür ediyoruz…