Bir çınarın hikayesi - Sami ÇAĞLAR

1932 doğumlu Sami Çağlar, Modoko’nun kurulmasında emeği büyük olan ustalardan biri. Ermeni bir ustanın öğrencisi olması, çok kültürlülüğün tadı çıkarılan dönemlerinde ona çok özel bir meslek kazandırmış. Mobilya ustalığı.

Bir çınarın hikayesi - Sami ÇAĞLAR

Bugüne kadar “Ustalar Kuşağı” bölümümüzde birçok ustamızı ağırladık ve değerli hikâyelerini sizler adına dinledik. Yine bu sayıda da bizi hikâyesi ile büyüleyen Sami Çağlar hakkındaki tüm merak ettiklerimizi, ona hep yakın duran ve oğlu gibi olan damadı Refik İpbüken’den edindik. 


Çünkü Sami Ustamızın kulakları yeterince duymuyor. Ancak bu onun için bir engel teşkil etmiyor çünkü hâlâ ellerinin ne kadar güçlü olduğunu fark etmek, el sıkışırken güç olmuyor.  Komşuluk ilişkilerinin çok değerli olduğu bir kuşaktan geliyor Sami Çağlar. 1927–1945 yılları arasında doğanlara Sessiz Kuşak diyorlar. Taze süt kokan mahalleler, meraklı teyzeler, suya zor ulaşılan zamanlar, ışığın hep loş olduğu ve terbiyenin dorukta olduğu kuşaklar bunlar. Sami Bey’in Üsküdar Bülbül Deresi’nde kurduğu ilk dükkânı, ahşap doğrama konusunda en çok deneyimi elde ettiği yerlerdendir desek yanılmış olmayız. Üsküdar’ın kendine has ikliminde Sami Usta da kendine çok özel bir meslek seçmiş olsa ki, İstanbul’un ne kadar değerli camisi varsa onun hünerli elleri değmiş. Camilerdeki minber, kürsü, müezzinlikler hep Sami Usta’nın rahlesinden geçmiş. 

Sami Çağlar klasik bir mobilyacı değil. Ağaca dokunduğunda üretemeyeceği hiçbir şey yok diyebiliriz. Osmanlı usulü stili ile İstanbul’un tüm müftülerinin de göz bebeği bir isim kendisi. Aslı Gürcistan’a dayanan Sami Usta, genetiğinin tüm özelliğini taşıyan, uzun boylu, yapılı haliyle hâlâ dimdik ayakta duruyor. Modoko’nun yeni kurulduğu dönemlerde bir şirketten ziyade kooperatif olması konusuna öncülük eden Sami Çağlar, 7 kişi ile yola çıktıklarını, işitme kaybı nedeniyle biraz zar zor anlattı. O günlerde bütün marangozları gezen Sami Usta ve tüm emektarlar, işlerini güçlerini bırakıp Modoko’yu kurmaya gönül vermişler. İlk dükkânını Modoko’da alan ustamızın büyük bir sanatkâr olduğunu damadı Refik Bey’den dinliyoruz. 

“Babam büyük bir sanatkârdı. İstanbul’un en önemli camilerine onun eli değmiştir. Yeni Camii, Selimiye, Üsküdar Mihrimah Sultan, Modoko Camii’de olmak üzere tüm ahşap çalışmalarını kendisi yaptı. Gürcü asıllı olup Şile Darlık Köyü’ndendir. İki kızı, bir oğlu vardır. Eminönü Yeni Camii, Üsküdar’daki Şeyh Davuti Hazretleri’nin olduğu Şeyh Camii, Muhasebeci Abdi Efendi Camii’nin kapıları da dahil olmak üzere babam yeniden uyarladı. Babamın parayla hiç işi olmamıştır. Bir müşterinin eğer durumu yoksa, onun yerine parayı ayarlar. Onun için öncelik yaptığı işidir. Gerektiğinde kendi cebinden malzeme parasını ödeyerek mağdur kişilere yardım ederdi. Hastalandıktan sonra çalışmaya ara verdi. Uzun zamandır da işitme problemi yaşıyor. Hayatında hiçbir zaman hesap makinesi kullanmadı. Her hesabı kendi kafasından yapar, hafızası da çok güçlüdür ama şimdi hastalığından dolayı odaklanamıyor. Onun eserleri İstanbul’un her yerinde zaten var bu yüzden hep kalıcı işler yaptı ve Şile’deki evini de bizzat kendi elleri ile ağaçtan yaptı.” 


Biz de kendisini çok fazla tutmuyor bu kısa ama derin sohbeti en keyifli yerinde zirvede bırakıyor, kendi gibi çınar olan hüneri bol Sami Ustamıza upuzun ve sağlıklı nice ömürler diliyoruz…